Medya ve Reklam Ofisi Tasarımı

Bu bölümde iç mimarlık öğrencileri iç mimari proje dersleriyle ilgili projelerini sunabilir ve fikir alışverişinde bulunabilirler...

Moderatör: maglor

Medya ve Reklam Ofisi Tasarımı

Mesajgönderen tugba_kültür » 11 Mar 2009 01:42

Merhaba arkadaşlar;
Bu dönem bitirme projesi olarak medya reklam ofisi aldım. Fakat bir kaç soru ile yola çıkmam gerektiğini öğrendim öncelikle bir medya reklam ofisinde ;

* Minimum ve maksimum kaç kişi çalışır?
* Kaç sekreter kaç müdür?
* İlk girdiğimiz de karşımıza ne çıkar?
* Ofisler nasıl isimlendirilir?
* Vidyo ve fotoğraf bölümleri var mıdır?


Kısacası bir medya reklam ofisinde işler nasıl ilerler?

Bu görüş hakkında bana yardımcı olabilir misiniz?
tugba_kültür
Üye
 
Mesajlar: 31
Kayıt: 09 Şub 2008 23:54

Mesajgönderen tugba_kültür » 11 Mar 2009 01:44

Bu arada sanırım konuyu yanlış bölüme açmışım :) yetkililerden özür diliyorum :)
tugba_kültür
Üye
 
Mesajlar: 31
Kayıt: 09 Şub 2008 23:54

Mesajgönderen creator » 11 Mar 2009 02:39

Başlık uygun bölüme taşınmıştır.

Ofis birimleri ile ilgili genel bilgiler içeriyor, umarım faydalı olur.

Çalışma Üniteleri ile İlgili Genel Kavramlar

Çalışma Mekanı:
Büro: Büro sözcüğü, sözlük anlamıyla, yazı masası, daire, yazıhane, çalışma odası, iş yeri, ofis, bir kurumun yazı işlerine bakan yer olarak tanımlanır. Büro, masa kaplamasında kullanılan bir malzemenin adı iken, zamanla çalışma masasına verilen ad olarak kullanılmış ve zamanla çalışma masasının bulunduğu mekana büro denmeye başlanmış. Dilimizde büro yerine ofis sözcüğü de kullanılmaktadır. Ofis sözcüğü, Latincede 'opus' ve 'facere' kelimelerinden türemiştir ve iş yapmak anlamına gelmektedir. 'Officium' terimi ilk kez M.S. 1 yılında, görev, hizmet anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Büro kelimesi, Ingilizcede 'office', Fransızcada 'office' ya da 'bureau', Italyancada 'ufficio', Almancada 'Büro' olarak kullanılmaktadır.

Hızla değişen teknoloji, iş dünyası, iş organizasyonları, yönetim biçimleri doğrultusunda büroların da işlevleri değişmiştir. Gencol'un yaptiğı tanıma göre, günümüzün bürosu, bilgilerin konuşulduğu, veri, yazı veya resim olarak toplandığı, incelendiği, biriktirildiği, saklandığı, üzerinde çalışıldığı, işlendiği, üretildiği ve iletildiği yerdir.

90'li yıllarda ortaya çıkan yaklaşıma göre, bürolar artık sadece çalışma mekanı değil, aynı zamanda yaşama mekanıdır, çünkü uyanıkken geçirilen zamanın yarısından fazlası bürolarda geçirilmektedir.

Her türlü iş, her türlü kuruluş için tek bir büro tipi yoktur, iş dünyasının ve teknolojinin gelişimi içinde gereksinim duyulan mekanların özelliklerine göre farklı büro tipleri ortaya çıkmıştır:

- Hücre büro: Hücre büro, bir veya birkaç kişinin çalıştığı büro mekanıdır. Hücre bürolar, ilk olarak ortaçağda yönetimde kullanılmaya başlanmıştır. Yüzyılımızın ikinci yarısında rasyonalizasyon, mekanizasyon ve endüstriyel organizasyon prensiplerinin büro yaşamına girmesiyle, fabrika binalarına benzeyen, farklı büyüklükteki hücre bürolardan oluşan yeni büro binaları ortaya çıkmıştır.

- Açık büro: Açık bürolar ilk 1920'lerde kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra iş dünyasindaki organizasyonel değişimler sonucu, tıbbın ve psikolojinin desteğiyle açık bürolar tekrar ortaya çıkmıştır. Açık büro, toplu bilgi akışı, toplu iletişimi sağlar. Klasik bir açık büroda bölmeler yoktur, tek alana yayılır. Bu büro tipi, 80 kişiye kadar aynı mekanda çalışma imkanı sağlar. Aynı havalandırma, aynı aydınlatma, aynı ergonomik mobilyalar ile uzmanlar iş dünyasında hümanizmi sağladıklarına inanmışlardır (5). Luigi Mangano'ya göre; Anglosakson icadı olan açık bürolar, iş yaşamına yanlış bir demokrasi ve dinamizim biçimi, firmalara çok fazla maliyet ve buna karşın yetersiz esneklik ve işlevsellik getirmiştir.

- Grup büro: Teknolojik gelişmelerin ve elektronik bilgi iletiminin bürolara girmesiyle, çalışma gruplarını oluşturan insanların sayısı azalmıştır. Birlikte çalışan gruplara yönelik büro mekanlarından oluşan bürolar meydana çıkmıştır. Grup bürolar, 2-15 kişinin çalıştığı iş adalarıdır. Bu adalar birbirlerinden merdiven, köprü ve koridorlarla ayrılırlar.

- Kombi büro: Bir mekanda gruplaşmış, bireysel çalışma ünitelerinden ve ortak kullanılan alanlardan (fotokopi, arşiv, dinlenme, v.b.) oluşan büro tipidir. Hem grup çalışmalarına, hem de herkesin tek başına konsantre olarak çalışmasına olanak sağlar. Bu büro tipinin hücre büroların olumlu özelliklerini, grup büroların olumlu özellikleriyle birleştiren bir yapısı vardır.

Büro mekanının seçiminin kuruluşların başarısı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Her kuruluş kendi uzmanlık alanına göre farklı mekanlara gereksinim duyar. Günümüzün hızına uyum sağlayabilmek için geleceğe yönelik düşünmek şarttır, çünkü iş dünyasının ve teknolojinin getirdiği değişimler sonucu her geçen gün yeni iş organizasyonları ve yeni iş içerikleri ortaya çıkmaktadır. Bu da mekanın kullanım şeklinin değişmesine neden olmaktadır. Örneğin; önce sürekli iletişim gerektiği için açık bürolara, daha sonra iletişim ve konsantrasyon gereken işlerin birbirinden ayrılmasıyla kombi bürolara, daha sonra 2-3 kişilik gruplarin birlikte çalışma gerekliliği nedeniyle hücre bürolara gereksinim duyulabilir.

Bu çeşitlilik ve esneklik günümüzün teknolojisiyle sağlanmıştır. Iş dünyasının geldiği bugünkü noktada artık düşünme ve konsantre olma gerektiren işlerin, iletişim gerektiren işlerden ayrılması zorunluluğu ve yüksek performans için çalışanların memnuniyetinin sağlanması gözönüne alındığında, artık açık büroların kullanılmaması gerektiği, bölmelerin çalışanlar için önemli bir gereksinim olduğu uzmanlarca belirtilmektedir. "Frauenhofer - Institut" tarafindan yapılan araştırmalarda, çeşitli büro tiplerinin fonksiyonellik ve çalışanların memnuniyeti açısından değerlendirilmiştir.

Çalışma Ünitesi: Çalışma ünitesi, kavram olarak farklı terimlerle anlatılmaktadır. En çok kullanılanlar, 'iş istasyonu', 'çalışma alanı', 'çalışma birimi', 'çalışma modülü'dür. Ingilizcede, 'work unit', 'work station', 'work module', Almancada ise 'Arbeitsplatz' terimleri kullanılmaktadır.

Çalışma ünitesi genellikle tek kişinin çalışma mekanıdır. Içinde en az bir çalışma masası bulunur. Bir büro tekrarlanan çalışma ünitelerinden oluşur. Çalışma ünitesi, genel ofis planlaması ve tasarımında antropometrik bir anlayış ile düşünülmüş en temel yapı parçasıdır. Çalışma ünitesi, kullanıcının içinde çalıştığı genel fiziksel çevredir. Bilgisayar terminali, kaynak dökümanları, masayı, sandalyeyi, aydınlatmayı içerir.

Kaplan'ın bakış açısına göre; çalışma ünitesi, ister sekreterlik işlerinin yapıldığı bir ünite, ister bilgi üretilen bir ünite, isterse üst düzey yöneticinin ofisi olsun, ofis planlamasının en temel birimidir. Bütün hacimsel düzenlemeler ve sirkülasyon yolları, çalışma ünitelerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin sonucunda oluşmaktadır.

Çalışma ünitesinin merkezinde insan vardır, insanın tüm gereksinmelerinin ve gereken konfor düzeyinin sağlanması şarttır. Çalışma ünitesi, insan için bir izolasyon olarak düşünülmemelidir. Çalışma ünitesi, bütün çevrenin bir parçasıdır.

İnsan-Araç İlişkisi İlgili Kavramlar

İnsan - Araç Sistemi: Bir bürodaki insan-araç sistemi, çalışma ünitesini, orada çalışan kişiyi ve kullandığı araçları kapsar. Bu sistemin üç temel prensibi, ergonomiklik, fonksiyonellik ve yeterliliktir. Her çalışma ünitesi için tek bir insan-araç sistem modeli olmaz, her sistemi etkileyen çeşitli bağımsız değişkenler vardır (Şekil 2.1):

- Fiziksel çevre koşulları:
-Büronun genel yerleşiminde bir çalışma ünitesine ayrılan alan
-Çalışma ünitesinde pencere olup olmaması, gün ışığının yeterliliği
-Büronun ısıtma-havalandırma sistemleri
-Bina dışından gelen, binanın kendi ürettiği ve büro makinalarının ürettiği gürültülerin düzeyi

- İşveren:
-İşverenin ekonomik durumu
-İşverenin büyüme eğilimi
-İşletmenin tipi
-İşletmenin büyüklüğü

- İş akışı:
-Takım işi veya bireysel iş
-Büro içindeki iş rotasyonu

- İşin türü:
-Sekreterya işleri
-Halkla ilişkili işler
-Hesap ağırlıklı işler
-Tasarım, çizim
-Prestijin önemli olduğu iş

"İnsan-araç" sisteminin de, insanın veriminin ve üretkenliğinin araçlarla desteklenerek maksimum olması hedeflenir. Mobilya seçimi, teknolojiye uyum sağlamak için yapılan değişikliklerin yeterliliği, çalışma alanının esnekliği ve ergonomikliği, çalışma ünitesinin niteliğini etkiler. Çalışma ünitelerini planlayan kişilerin mutlaka meslek adamı olması gerekir.

Çalışma ünitesi bireysel bir çalışma alanıdır. Bu yüzden her çalışma ünitesi onu kullanacak kişinin özelliklerine göre düşünülmelidir. "Insan-araç" sisteminin niteliklerini, kişinin gereksinmeleri, cinsiyeti, yaşı, kültür düzeyi, aldığı mesleki eğitim ve firma içindeki sosyal statüsü belirler. Çalışma ünitesinde kullanılacak araçların özellikleri planlayan kişi tarafindan çok iyi bilinmeli, tasarım aşamasında bu özellikler göz önünde tutulmalıdır.

İnsan-araç sistemi (Şekil 2.2) ergonomik olarak planlanmalıdır. En yüksek performansı, ancak ergonomik çalışma ortamında çalışan kişiden almak mümkündür. Ergonomi işteki verimi arttırmayı amaçlar. Çalışma ünitesinde üretilen iş, büro işidir.

Sistem Mobilyası: Sistem mobilyaları, çeşitli yüksekliklerde bölücü elemanlar kullanarak, Açık planlı bürolardan maksimum fayda sağlamak için tasarlanan mobilyalardır. Fotokopi makinasının büro teknolojisinin bir parçası olduğu kadar sistem mobilyaları da artık iş yaşamının bir parçası olmuştur. Sistem mobilyaları, çalışma ünitesini oluşturan bölücü elemanların, mobilyaların ve eklerin tümünü kapsar. Her parçanın içinden geçen kablo kanalları vardır, bu yüzden yükseltilmiş döşeme de sistemin parçasıdır.

Bürolara teknolojinin girmesi, elektronik araçların kullanımının artması ve yaygınlaşması sonucunda, mobilyalar standartlaşmaya başlamıştır ve kendi içinde farklı kombinasyonlar kurabilen esnek sistem mobilyaları oluşmuştur. Bu mobilyalar dinamiktir, bu da çalışan her bireye kullandığı mobilyaları kendi vücut ölçülerine göre ayarlama olanağı sağlamaktadır. Masanın, sandalyenin, monitörün, klavyenin, masanın altındaki ayak konan dayanağın yüksekliklerinin tek tek kullanıcıya göre ayarlanabilir. Sistem mobilyalarından maksimum fonksiyon sağlamak için planlama aşamasında uzmanların danışmanlığı gerekmektedir.

Büro işi: En basit tanımıyla büro işi bir masa başı çalışmasıdır. Geleneksel büro işi idari işlere yönelik çalışmalardır, daktilo kullanmak, döküman hazırlamak, yüzyüze veya telefonla görüşmeler yapmak, büro çalışanlarıyla iletişime girmek, dosyalama yapmak, yazışmalar yapmak gibi eylemlerin biraraya gelmesinden oluşurdu. Bürolar eskiden kuruluşların yönetildikleri yerlerdi ve bürolarda sadece idari işler yapilirdi. Teknolojideki gelişmelerin iş yaşamına yansımasıyla yeni iş alanları doğdu ve yapılan işlerin içerikleri de değişti. Bürolarda yaratıcı düşünceler üretilmeye başlandı. Bürodaki teknik desteğin artmasıyla, çalışan kişinin yaptığı işlerin ağırlık noktası da değişmiştir. Bürodaki iş, konsantrasyon ve iletişim arasında oluşan bir etkileşim alanına doğru artarak kaymıştır. Friedl'in yaptığı tanıma göre, günümüzün büro işi, ekran karşısında çalışmak, ticari ve teknik hesaplar yapmak, tasarım yapmak, çizim yapmak, hatasız kontroller yapmak, bilgisayar yoluyla bilgi almak, bilgi iletmek, telefon görüşmeleri yapmaktır.

Ergonomi: Ergonomi, Yunancadan gelen bir sözcüktür.
Ergon = çalışma, nomos = kanun/ usul anlamındadır. Ergonomi için uzman ve araştırmacıların yapıkları tanımlar şöyle sıralanabilir:
- Ergonomi, araç, iş akışı, insan ilişkisinin uyumunu sağlayan, vücut rahatsızlıklarını engelleyen bir disiplindir.
- Ergonomi, makina, ekipman, çalışma alanı ve tüm çevrenin insan kapasitesine ve limitlerine en uygun şekilde tasarımı ile ilgilenirken, uygulama prensiplerini temel ve uygulamalı araştırmanın bulgularına dayar.
- Ergonominin konusu psikoloji ve fizyolojiyi kapsar ve insanın oluşturduğu fiziksel çevrede yaptığı işlerde kullandığı araçları ve performansını etkileyen faktörleri inceler.
- Ergonomi disiplini insanın çevresiyle kurduğu etkileşimi, bilgi iletimini, çalışma alanını teknolojik ve sosyal açıdan inceler.
- Ergonomi, tek başına bilimsel bir disiplin değildir, biyolojik bilimlerin, psikolojinin, antropolojinin, fizyolojinin, tıbbın ve mühendisliklerin oluşturduğu sentezdir.
- Ergonomi biliminde insanin fizyolojik ve psikolojik zorlanma sinirlarının araştırılmasından çevre koşullarının düzenlenmesine, iş güvenliğinden mola zamanlarının saptanmasına kadar çok çeşitli alanlarda yapılan araştırmalarla iş yükü ve çalışma gücünün en iyi şekilde dengelenip, hem çalışanın sağlığını koruyup, hem de üretimin artması amaçlanır.
- Büro ergonomisi doğru aydınlatma, konfor düzeyi sağlanmış iklimlendirme ve akustik, bilgisayarla çalışılacak alanın doğru olarak planlanmasıdır.
- Ergonomi, insan, ekipman, çalışma alanı ve çevresi arasındaki ilişkileri inceleyen ve bunlardan doğan problemler setine anatomi, fizyoloji ve psikoloji bilimlerinin temel bulgularını uygulamaya çalışan bir bilim dalıdır.

Çalışma Ünitelerinin Sistem Özellikleri

Çalışma üniteleri, insan, büro mobilyaları ve büro makinalarından oluşan bir sistemdir. İnsan bu sistemin merkezindedir. Çalışma ünitesinde insana performansını artırmaya yönelik çalışma alanı yaratılmalıdır. Bu da sistemin organizasyonunun yapılan işlere ve kişinin özelliklerine göre yapılmasına bağlıdır.

Çalışma Ünitelerinin Tasarımı:
Çalışma ünitesi, orada çalışan insan için bir izolasyon olarak değil, bütün büro mekanının bir parçası olarak tasarlanmalıdır. Çalışama üniteleri tasarımcılarına ve sistem mobilyaları üreticilerine, kendi tasarım kriterleri sorularak, hepsinin ortak tasarım kriterleri belirlenmiştir. Bu kriterler şöyle sıralanmaktadır:

1. İhtiyaçların analizi
- Iletişim
- Depolama
- Yapılacak işler
- Esneklik ihtiyacı

2. Çevreye yönelik tasarım kriterleri
- Akustik
- Kamaşma yapmayan aydınlatma
- Görsel ve işitsel gizlilik
- Ilişkisiz eylemlerin birbirinden fiziksel olarak ayrılması
- Enerji gereksiniminin kolayca artırılabilmesi
- Kesilmeyen trafik yolları

3. Ergonomik faktörler
- Çalışılan araçlara kolayca ulaşabilme
- Yeterli depolama imkanı - yatayda ve düşeyde
- Tapılan işlerin biraraya getirilmesi
- Çalışma alanının yerleşim planının yapılan işe uygun olması
- Ayarlanabilir monitör ve klavye
- Yeterli çalışma yüzeyi
- Kontrollere kolayca ulaşılması ve ekranın kolay okunabilmesi

Galitz, sistemin merkezindeki insanın etkili oluşuna dayanarak çalışma ünitesi tasarımında sistem yaklaşımına duyulan gereksinime dikkat çekmektedir.

Çalışma Ünitesinde Kullanılan Araçların ve Mobilyaların Planlanması

Bilgisayarın kullanılacağı bir çalışma ünitesi planlanırken, yapılacak işin türü ve ne sıklıkta bilgisayarın kullanılması gerektiğinin bilinmesi gerekir. Bilgisayarla tasarım yapan bir kişiyle, bilgisayara verileri giren bir kişinin veya bilgisayarı sadece bilgi almak için kullanan birinin çalışma üniteleri birbirinden farklı düzenlenir. Uzun süreli kullanımlarda monitörün yeri çok önemlidir.

Monitörle çalışırken en büyük sorun gözlerin yorulmasıdır. Ergonomik olarak doğru düzenlenmiş bir çalışma ünitesinde, monitörün pencereye göre yerleştirilmesi, planlamada çıkış noktası olmalıdır. Ekrana doğru bakış açısının, pencereye ve yapay aydınlatmaya paralel olması gerekir, bu da kullanıcıyı yaygın ışıktan dolayı oluşan kamaşmalardan ve yansımalardan korumak için gereklidir. Işık kaynağı kullanıcının tam önünde olmamalıdır, aksi takdirde ışık kaynağı kamaşma kaynağı haline dönüşebilir. Oluşan kontrastan dolayı gözlerin adaptasyonu zarar görür. Bakış alanı içinde (monitörün arka planı + ekran= kafasını oynatmadan görebileceği alan) yüzeylerin kontrastlarının oranı 1:3'ü geçmemelidir. Yan sınırlarda bu oran 1:10'a kadar çıkabilir

Mobilya Seçimi: Bilgisayarların bürolara girmesiyle geleneksel büro işlerine göre üretilmiş mobilyaların ne olacağı sorunu yaşanmaya başlanmıştır. Aynı mobilyaların bilgisayarla kullanımı mümkün değildir, çünkü:
- Bilgisayarla çalışan insanın ergonomik ihtiyaçları, geleneksel büro işine göre farklıdır.
- Çalışma masasına konan bilgisayarla çalışma alanı çok daralır.
- Kablo karmaşası estetik olarak çok rahatsız edicidir.
- Kabloların ortada olması çok tehlikelidir.

Bilgisayarla eski mobilyaları kullanmak için bazı değişiklikler yapmak, çalışma alanını baştan planlamak gerekmektedir. Çalışma masalarına takılan haraketli tablalar masanın üzerinde yeni bir düzlem oluşturur, masada alan kaybı önlenir, kablo kanalları sayesinde kabloların gizlenmesini sağlanır, düşeyde ve yatayda hareket edebildikleri için monitörün ve klavyenin kişinin optimum bakış açısına uygun olarak yerleştirilmesi sağlanır. Dinamik ve ergonomik bir sandalye, printer için ek masa ve çalışma alanını sınırlayacak bölücü elemanlarla, ergonomik boyutlara göre çalışma alanı yeniden planlanır.

Ikinci bir çözüm bilgisayar sistemiyle çalışmaya yönelik üretilmiş mobilyalarla çalışma ünitelerinin planlanmasıdır. Günümüzde mobilya üreticileri bürolardaki organizasyonel ve teknolojik gelişmelere esnekçe uyum sağlayacak standartlaşmış mobilya sistemleri üretmektedir. Mobilya sistemlerinin en büyük avantajı ergonomik ve dinamik oluşlarıdır. Mobilyaların dinamikliği kişinin antropometrisine ve yaptığı işe göre çalışma ünitesinin ergonomikliğini sağlar.

Isveçli Ortopedi Profesörleri Alf Nachemsan ve Gunnar Andersson çalışma ünitesinde kullanılacak sandalyenin özelliklerini belirlemişler:
- Sandalyenin sırtlığı artabilen açısıyla (120°ye kadar) beldeki disklerin üzerine gelen basınç ve sırt kaslarının statik yorulması azalır.
- Ergonomik sandalyelerde, sırtlık omurganın kuyruk sokumundan, sırtta en azından kürek kemiklerine kadar çıkmalıdır. Omuzlarda biten sırtlık daha sağlıklıdır.
- Eğim çalışma ve dinlenme pozisyonuna göre ayarlanabilir olmalıdır.
- Uzun süreli kullanımlarda, sandalye yastıkla desteklenmiş olmalıdır.

Çalışma Ünitelerinin Ergonomik Özellikleri

Son yıllarda, teknolojik gelişim yaşama mekanı olarak kabul edilen bürolarda oldukça yeni bir ihtiyaç profili ortaya çıkmasına neden olmuştur. Burada büroların yeni gereksinmelere cevap verebilmesi için, baştan planlanması mı gerekli, yoksa eski halinin yeni teknolojiye adaptasyonu yeterli olabilir mi, sorusunu doğurdu. Çözümlerin doğruluğu ergonomik gerekliliklerin sağlanmasıyla anlaşılabilir. Bir tane optimum çözüm bulunamaz. Ekran karşısında çalışma süresi, yapılan işin türü, çalışan kişinin özellikleri, işverenin ekonomik durumu ve işverenin değişikliklere karşı hazır olup olmadığı yapılacak değişimin niteliğini belirler. Kibler'e değişimi zorunlu kılan nedenler:

- Çalışma koşulları değişmiştir.

- Eller artık yaratıcı işler yapmamakta, daha çok işlerini araçlara yaptırarak üretimi makinalardan yönetmektedir.

- Geleneksel büro işi, bir çok işin bir araya gelmesinden oluşuyordu. Örneğin; döküman aramak, döküman incelemek, hesap makinası kullanmak, daktilo kullanmak, iş arkadaşlarıyla iletişim kurmak, telefonda konuşmak, mektup okumak, v.b. Tüm bu eylemler vücut pozisyonlarının değişmesine neden oluyorlardı. Aynı şekilde durarak çalışmak ve gözlerin uzun süreli yüklenmesi çok nadir olurdu. Yüksek bir masa, bakış açısında aydınlık bir pencere veya başka ergonomik olumsuzluklar, çalışma alanının kalitesini, koşullar sürekli değiştiği için, çok fazla etkilemiyordu. Teknolojinin gelişmesi, özelliklede bilgisayarların bürolara girmesiyle çalışma koşulları bir çok alanda değişti. Büro sahiplerinin düştüğü en büyük hata ise, yıllardır bilgisayarsız yürüyen bir çalışma organizasyonuna, insan ve teknikten oluşan bir iş organizasyonunu oturtmaya çalışmaları olmaktadır.

- Geleneksel büro düzeninde tek kişinin vasıflarına genellikle dikkat edilmiyordu.

- Küçük alanlar, eski tip mobilyalar, bilgisayar sisteminin doğru yerleştirilmesine ve doğru kullanımına izin vermezler.

- Bir çok elektronik aletin aynı anda, aynı mekanda kullanılmasıyla hava çok fazla kurur.

- Ekrandakileri iyi algılamak ve çalışma koşullarını biraz olsun dayanabilir yapmak istiyorsak, yoğun bilgisayar çalışmalarında çalışma alnını karartmak gerekir.

Yansıma, kamaşma, hareket darlığı, tek taraflı yüklenmeler, görüş mesafesi, görüş açısı, teknik donanımın kalitesi, akustik, iklimlendirme, iş akışı, iş organizasyonu, v.b. değişen kriterlere göre çalışma alanı oluşturulurken tekrar değerlendirilmelidir. Ekranın yanlış yerleştirilmesi gözlerin zorlanmasına neden olur. Zoraki duruş şekilleri, uzun süre aynı pozisyonda çalışmak, boyun, omuz ve kollarda rahatsızlıklara yol açar. Insan vücudu artık elin ve gözün desteği durumuna gelmiştir. Çalışma ünitesinde ergonomi insan sağlığı ve performansı için çok önemlidir. Bene Firmasının "Yaşama Mekanı Büro" konulu sempozyumunda açıkladığı en çok karşılaşılan yedi ergonomik hata ve sonuçlarını şöyle sıralanmaktadır:

- Ekranın yerinin yanlış olması, çalışan kişinin bakış açısında ya da arkasında pencere olması Ciddi zihinsel yüklenmeler
- Ekranla kullanıma uygun olmayan aydınlatma
Göz rahatsızlıkları, konsantrasyon zorluğu

- Çalışma alanının önünde ışık kaynağı oluşu
Ekranla kullanıma uygun olsa bile çalışma alanı yalnış aydınlatılmıştır, kamaşma ve göz rahatsızlıkları

- Dinamik oturma imkanının olmaması
Sırt rahatsızlıkları, kramplar, kas gerilmeleri

- Bölünebilir parçalardan oluşmamış sabit masa, ekranın yerleştirilmesinde sınırlamalar getirir.
Sırt ve göz rahatsızlıkları

- Ekran kalitesinin kötü olması, bozuk renkler, titreme
Gözlerin fazla yüklenmesi, konsantrasyon zorluğu

- Çok kuru hava
Soğuk algınlığının artması, göz ve deri hastalıkları


Çalışma ünitesinin ergonomik olması için, insan - araç sisteminin ve insan - araç sisteminin çevresi ile arasındaki ilişkilerin ergonomik olması gereklidir.

Çalışma Ünitelerinin Ergonomik Özellikleri:
1- İnsan - Araç Sisteminde İnsanın Alan İhtiyacı

2- İnsan - Araç Sisteminin Boyutsal Özellikleri

3- İnsan - Araç Sisteminde Araçların Konumu

4- İnsan - Araç SistemininÜzerindeki Çevre Etkileri

5- Verim
TÜRKÇEMİZİ KURALLARINA UYGUN BİÇİMDE KULLANALIM...
Kullanıcı avatarı
creator
Site Admin
 
Mesajlar: 1008
Kayıt: 18 Şub 2007 13:56
Konum: İSTANBUL

Mesajgönderen tugba_kültür » 20 Mar 2009 21:11

Teşekkürler. :)
tugba_kültür
Üye
 
Mesajlar: 31
Kayıt: 09 Şub 2008 23:54


Dön İç Mimari Projeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 23 misafir